sadece sex hikayesi

Görümcem ve Sevgilisi 1

Kocam telefon ettiğinde banyoda duştaydım. Telefonun çalan zilini duyar duymaz duşun altından çıkıp koşturdum. n yeni çıkmıştım. Havluyu ıslak vücuduma sarıp acele koştum. Telefon alıcısını kulağıma aldığımda havluyla kurulanmaya çalışıyordum bir yandan da…

“Hayatım, Ankara’dan arıyorum” dedi direkt olarak. Şaşırdım,

“Ankara mı? Nasıl yani? Nerden çıktı şimdi bu? Daha önce bahsetmemiştin…”

“Acil iş çıktı, şirketin bir sorunu vardı, koşuşturmaktan seni arayamadım bile, kusura bakma ne olur… Uçaktan yeni indik, hemen seni arıyorum…” Arka planda hava alanının bildik gürültüsü, anons sesleri yankılanıyordu. Biz demesi dikkatimi çekti,

“İndik derken? Kim var yanında? Sekreterinle mi gittin oraya yoksa?”

“Aşkım, yine gereksiz kıskançlıklara başlama… Sana sonra anlatırım uzun uzun… Ben kapatıyorum. Semra’yı arayayım, bu gece sana gelsin, yalnız kalma…”

Elimde ötüp duran telefona bakakaldım. Kan beynime hücum ediyordu. Kocam yanında o şırfıntı, seksi sekreteriyle beraber Ankara’daydı ve benim elimden bir şey gelmiyordu. Holdeki boy aynasına ilişti gözüm…

Uzun sarı saçlarım ıslak tenime yapışmış, su damlacıkları vücudumda yol bularak aşağılara doğru iniyordu. İri göğüslerim, incecik belim, kalçalarım, uzun bacaklarım… Bir haftalık rahatsızlıktan sonra bu akşam seks perhizini bozmanın, kocamla sevişme planlarımın heyecanıyla temizleyip pırıl pırıl yaptığım kadınlığım…

Aklım kocama gitti yine… Bir hafta o minik sikini bana sokamadı diye yine o aptal sarışınla yatağa mı girdi yoksa bu adam… Gözümün önüne otel lobisinde oturan kocamla sekreteri geldi… Odaya beraber çıkmaları… Asansör… Ayrı oda mı tuttular? Geceyi aynı odada mı geçirecekler? Oda servisine şampanya siparişi verir mi? Bayılır böyle jestlere zampara herif… Para bok gibi tabi… Oniki santimlik sikinin açığını böyle şeylerle kapatmayı sever.

Öfkeyle telefon alıcısın koltuğun üzerine fırlattım. Ne yapacaktım ben bu herifle? Ayrılmayı istedim, yapamadım. Bana sağladığı lüks, güzel yaşamı bırakamadım bir türlü… Ne yapabilirdim? İlk beni aldattığını öğrendiğimde öyle tartıştık ki… Boşanmak istersem beni şirketin avukatları sayesinde dımdızlak ortada bırakmakla tehdit etti. Eski parasız, zibidi günlerime geri mi dönecektim? Mecburen kalmak, her şeyi bile bile yutmak zorunda kaldım.

Artık karısı olmak bir görev, bir iş gibi geliyordu bana… Altına yatıyor, küçük erkekliğiyle işini görmesini bekliyordum bacaklarım açık… Hırıltılarla boşalıp yana devrildiğinde bana bakmasına aldırmadan klitorisimi okşaya okşaya kendimi tatmin ediyordum. Kocamın yanında, aşk yatağımızda ben kıvrıla kıvrıla orgazm olurken o da utanmadan, sikini okşayarak beni izliyordu genelde…

Ben bunları düşünürken kapının zili çaldı. Havluyu göğsüme sarıp kapıya gittim. Semra gelmişti. Kocamın kız kardeşi, görümcem… 22 yaşındaydı. O da abisi gibi zamparanın tekiydi. Küçük yaşına rağmen kırmadığı fındık kalmamıştı. Kısacık boyuyla, seksi giyimi, kıvrımlı vücuduyla yanında hep başka başka erkeklerle görürdüm. Bir tanıştırdığı oğlanı, bir daha göremezdim. Severdim keratayı… Dert ortağımdı. Abisinin yaptıklarını yana yakıla anlatırdım, o da bana sevgililerinden yediği kazıkları anlatır, dertleşirdik.

İçeri aldım, o otururken ben de giyindim. Beraber çıktık, akşama kadar alışveriş yaptık, kafelerde oturduk, gezdik. Akşam yemeğimizi dışarıda, güzel bir restoranda yedikten sonra eve geldik. Soyunup dökündük, geceliklerimizi giyip benim yatak odasında, yatağın üzerinde oturup sohbet etmeye başladık. Yemekte aldığımız birer kadeh şarap kesmemişti, yenisini açtım, ellerimizde kadehlerimizle yatağa serilmiştik.

Son sevgilisini anlatıyordu yana yakıla… Benim aklım kocamın yediği herzelerde, yarım kulakla dinliyordum onu… Bir şey yüzünden kavga mı etmişler, küsmüşler mi, ağlaya ağlaya anlatıp duruyor, kadehleri arka arkaya deviriyordu üzüntüsünden…

“Ne isterse verdim. Ne isterse yaptım. Beyimin canı sevişmek istedi, gece demedim yanına gittim. Paraya sıkışmış, çıkarıp verdim. Ama ufacık bir şey için beni kırıyor, üzüyor, kavga ediyor Aylin… Ben ne yapayım bu adamla?” diye dert yanıyordu. Bu arada dördüncü kadehi doldurdu

“Ayrıl sen de…” diye akıl verdim. “Sırtında yumurta küfesi yok ya? Bırak gitsin. Başkasını bulursun. Bu kadar üzülmene gerek yok ki…”

“Ahhh… Ayrılamam ki yenge…”

“Neden kızım, siktiri çek gitsin, bu kadar basit…”

“Öyle deme… Onsuz yapamam ben…”

“Neden? Ne özelliği var bu zibidinin?”

“Ah yenge… Sorma… Anlattırma bana nelerinin olduğunu…”

“Anlatsana kız… Merak ettirdin beni şimdi…”

“Yaaa… Yatakta müthiş bu herif Aylin… Öyle bir sevişiyor ki, öyle bir doyuruyor ki… Bu kadar sevgili değiştirdim, bunun gibisini görmedim. Sırım gibi… Hele aletini görme… Nah bu kadar… “

Dirseğini kıvırmış, boylu boyunca gösteriyor, kalınlığını anlatırken bileğini işaret ediyordu. Bir anda ilgimi çekmişti konu… Gözümde canlandırmaya çalıştım. Pornolardaki zenciler geldi gözümün önüne… Beyaz sarışınların amına, ağzına girip çıkan, almakta zorluk çektikleri kocaman, kara erkeklik organları… Yutkundum,

“Offf… Hadi yaa… Gerçekten mi?” diyebildim.

“Sana yemin ederim. Akşam başlıyor, nerdeyse sabaha kadar bırakmıyor coştuğu zaman… Canımı çıkarıyor. Üç gün kendime gelemiyorum. Turşu gibi dolaşıyorum ortalıklarda… Ne önüm kalıyor, ne arkam… Darmadağın ediyor…”

“Tamam tamam… Anlatma… Vazgeçtim… Zaten dertli olduğumu, yaralı olduğumu biliyorsun, bir de bunları anlatıyorsun ballandıra ballandıra…”

“Ya, kusura bakma Aylincim… Senin yanında anlatıyorum bunları ama çok dertliyim yaa… Kendi derdimden senin derdini unutmuşum. Abimin seni aç bıraktığını, doyuramadığını… Ne oldu, sana aldığım hediye iş görmüyor mu?”

Bana aldığı vibratörden bahsediyordu. Yine böyle içki alıp dertleştiğimiz bir akşam ona her şeyi anlatmıştım. Abisinin sikinin küçüklüğünü, doyuramadığını, çok seyrek seks yaptığımızı, onun da beş dakikada bittiğini… Kızcağız üzülmüş, ertesi günü elinde bir paketle çıkıp gelmişti.

Paketi merakla açtığımda içinden 25 santimlik, damarlı, kocaman bir titreşimli vibratör çıkmıştı. Kızarıp iade etmek isteyince de paketi bırakıp gitmişti. O günden beri o vibratörle idare etmeye çalışıyordum.

“Vibratör iş görüyor, merak etme…” dedim gülümseyerek… Yalnız gecelerimde içimde titreşen koca aletin verdiği zevk geldi aklıma, uzandığım yerde gerindim. O kasıklarımdaki karıncalanma hissini duydum yine…. Semra da başını eline dayamış, yattığı yerde beni izliyordu. O da gülerek,

“Evet, görüyorum, seni iyi doyuruyor galiba…” dedi hınzırca…

“Ama canlısının yerini tutmaz ki kızım…” dedim sıkıntıyla… “Sadece içime girip çıkıyor. Hani içime girerken beni ezecek erkek? Hani beri sarıp okşayacak kollar? Dilleyecek diller? ”

“Doğru söylüyorsun. Gerçek erkeğin yerini tutar mı hiç? Hele benimkinin… Ahmet’im burada olsaydı şimdi… Sarsaydı, altında ezseydi beni… İçime gömseydi o aletini…”

Dudaklarını büzmüş, yine sevgilisi aklına gelmiş, gözünden pıtır pıtır yaş dökülmeye başlamıştı. Alkolün de verdiği etkiyle ağlıyordu baya… Dayanamadım, uzanıp sarıldım, teselli etmeye çalıştm. Başını kucağıma koydu, hem ağlıyor, hem bacaklarımı okşuyordu. Eline vurdum,

“Yapma canım… Lezbiyenlik huyum yok biliyorsun…” Gözünün yaşıyla güldü,

“Ah, bilsen neler kaçırıyorsun Aylin…” dedi. “Bu güzel vücudunla…”

“Deli kız… Bırak şimdi bunu… Daldan dala atlıyorsun. Gel şu Ahmet’i arayalım, çağır buraya, konuşalım, aranızdaki sorunu çözelim, ne dersin?”

“Gelmez ki… Telefonuma cevap bile vermiyor. Konuşmuyor benimle…”

“Dur sen, ben arayayım. Numaramı bilmiyor, açmamazlık yapmaz.”

“Arama şunu… Götü kalkacak… Bir sürü hakaret etti bana… Tamam, beni siksin diye ölüyorum ama, arayamam.”

“Ver şu telefonunu, karışma gerisine…”

Aradım. Tok bir erkek sesi… Kim olduğumu, neden aradığımı anlattım. Gelmeyeceğini, ısrar etmememi söyledi. Kapattı. Bizimki yine zırlamaya başladı.

“Söylemiştim sana… İstemiyor beni artık…”

Bir şey diyemedim. Birer kadeh daha doldurdum. Yavaş yavaş içtik konuşmadan…

Artık gözlerim kapanmaya başlamıştı ki, birden kapının zili çaldı. Saate baktım, onikiyi geçmiş, bu saatte kim olabilir ki diye düşündüm.

Biraz korku, biraz çekingenlikle kapıya gittim. Gözetleme deliğinden baktığımda kapıda bir adamın durduğunu gördüm. Semra’nın anlattığı kadarıyla bu olsa olsa Ahmet olabilirdi, sevgilisi… Heyecanla kapıyı açtım. Telefondaki tok, erkek sesiyle,

“Merhaba…” dedi.

“Merhaba?” diyerek yanıtladım.

“Ahmet ben… Az önce konuştuk. Semra’yla ilgili… Gelmeyeceğimi söylemiştim ama, dayanamadım, çıkıp geldim.” Elimi uzattım, tokalaştık.

“Memnun oldum. Ben de Aylin…” dedim.

“Biliyorum, Semra çok bahsetti sizden…”

“Gelsene içeriye Ahmet, kapıda durma öyle…”

Sarışın, yakışıklı, uzun boylu, dalyan gibi dedikleri türden bir şeydi. Mavi mavi boncuk gözleri bende, her an üzerime atlayacakmışcasına benim üstümde, içeriye girdi. Tuhafıma gitti bakışları… Neye bakıyor bu adam böyle derken, gözüm aynaya ilişti. Hay Allah… Gecelikle açmıştım kapıyı… Altımda bir külot vardı sadece… Meme uçlarımın siyahlığı, tanga külodum, mini eteğin açıkta bıraktığı bacaklarım… Hepsi meydandaydı. İçeriye seslendim.

“Semra, gelsene buraya…”

Çıktı geldi. O da benimle aynı durumda, geceliğiyle çıkıp gelivermişti öylesine… Ahmet’i görünce gözleri açıldı şaşkınlıktan… Soğuk bir tavırla,

“Hoş geldin Ahmet…” dedi.

Ben hemen yatak odasına koşup üzerime bir sabahlık geçirdim, geldim. Salona girdiğimde onlar hala karşılıklı bakışıyorlardı. Bakışlarıyla anlaştılar herhalde, Semra bir adım atıp sımsıkı sarıldı oğlana… O da karşılık verdi. Ayakta birbirlerine sarıldılar, kaldılar.
Semra’nın minyon yapısının yanında adam dev gibi görünüyordu. Aralarında nerden baksan 50 santim boy farkı vardı. Semra parmak uçlarında yükselerek uzandı, dudakları birleşti. Ahmet de beline sarılarak kendine yapıştırdı kızı, ayakta emişmeye başladılar.

Beni unutmuşlar, kendilerinden geçmişlerdi. Görüşmeyeli epey zaman olmuştu sanırım. Semra’nın göğüsleri adamın göğsünde eziliyor, adamın kocaman elleri belinde, kalçasında dolaşıyordu. Neden sonra ayrıldılar. Ben gülerek,
“Madem bu kadar özlediniz, neden ayrı durdunuz bunca zaman?” dedim. Birbirlerine baktılar, elleri ayrılmamıştı. “Hadi oturun, size bir şeyler getireyim, konuşalım… Ne alırsın Ahmet?”
“Siz bilirsiniz, ne varsa, fark etmez…” deyince büfede duran eski viskiyi alıp birer kadeh doldurdum. Geniş koltuğa yan yana oturan sevgililere uzattım. Karşılarındaki tekli koltuğa geçip oturdum ben de… Onlar hem viskilerini yudumladılar, hem konuştular… Dakikalarca…
Ahmet konuşup tartışmanın hararetiyle viskiyi çabuk çabuk içiyordu. İki, üç, dördüncü kadehi doldurduğumda o da bizimle aynı ayara gelmişti. Semra yatakta içtiğimiz şarabın üzerine ikinci viski kadehini yuvarlamış, sevgilisinin yanında mutluluktan yanakları, gözleri parlıyor, dili şakıyordu. Ahmet’in kolunun altına girmiş, kene gibi yapışmıştı çocuğa…

Arada ben de lafa karışıyor, neşelerine ortak oluyordum. Ahmet’i süzüyordum. Sarı saçlarını uzatmış, yanık teniyle kızılderili gibi duruyordu. Kirli sakalı, tek kulağında parlayan küpesi, üzerindeki kaliteli gömlek kot pantolonla harika görünüyordu.

Semra bir yandan konuşuyor, bir yandan oğlanın tepesine çıkacak gibi sarılıyor, sarmaşıyor, yanaklarını okşuyor, öpüyordu. Ahmet biraz sıkılgan, gözü bende, kulağı Semra’da, onun saldırılarına karşı durmaya çalışıyor gibiydi. En son Semra dudaklarına uzanınca,
“Rahat dur kızım… Azmışsın sen iyice… Baksana, Aylin var…” dedi. Semra umursamadı bile, öpmeyi sürdürdü,
“Yabancı değil o… Halden anlar, merak etme… Seni nasıl özlediğimi, nasıl istediğimi o da biliyor…” dedi. Ahmet kurtulmaya çalışarak,

“İyi de… Bu kadar…” Bu sefer ben söze karıştım. Televizyonun kumandasını alarak bir film açtım,
“Siz bana bakmayın çocuklar, rahatınıza bakın… Yabancı değilim ya… Film izliyorum ben…” dedim.
Avizenin kumandasını alıp ışığı da kıstım iyice… Avizenin loş ışığı ve televizyondan gelen ışık kalmıştı salonda… Ahmet ortamın rahatlığını görünce Semra’nın sarılmalarına karşılık vermeye başlamıştı. Çekingenliği üzerinden atmış, dudaklarıyla kızın dudaklarını örtmüş, kürek gibi elleri vücudunun her tarafında dolaşıyordu.
Parmakları mengene gibi kızın etini kıstırınca Semra’dan “Ayyy…” diye bir inleme duyuluyor, dudak şapırtıları filmden gelen sesleri bastırıyordu. Kendilerinden geçmiş gibiydiler.

Şarap ve viski aşırı rahatlatmıştı sevgilileri… Kendi dünyalarına dalmışlar, beni unutmuşlardı bile… Ahmet’in koca ellerinin Semra’nın geceliğinin üstünden memelerini avuçladığını, nefes almak için dudaklarını araladıklarında birbirinin içine girip çıkan, okşayan dillerini gördüm loş ışıkta…
Semra memeleri avuçlanınca yine inledi… Hamur gibi yoğuruluyordu diri memeleri… İnlememek mümkün mü o avuçların içinde… Sonra o eller aşağıya indi. Geceliğin eteğinin altından külodunu avuçladı.
Ne yapacağımı şaşırmıştım. Televizyona bakıyor ama hiçbir şey görmüyordum. Bütün duyargalarımla yan tarafta sevişenlere kilitlenmiştim. Yan gözle görebildiğim vücutların sarmaşmaları, kıpırdanışları, kısık inlemeler… İçimde, kasıklarımda ateşler yanmaya başladı… Kadınlığımdan sular geliyordu. Çaktırmamaya çalışarak elimi apış arama götürdüm.

Amımın dudakları yanıyor, kaşınıyor, ıslanıyordu. Elimi, parmaklarımı bastırdım üstüne, sus der gibi… Ama ne mümkün… Parmaklarım kasıldı, am dudaklarımı sıktım parmaklarımın arasında… Korkunç zevk alıyordum. İstekle yanıyordum. Bacaklarımı sımsıkı kasıp bırakıyor, am dudaklarımı, klitorisimi eziyordum.
Artık televizyona bakma numarası bile yapamıyordum. Direkt onlara kilitlenmiştim. Sanki canlı porno izliyordum. Sadece üzerlerinde giysiler vardı. Ben olmasam içeride, çoktan onları sıyırıp birbirlerine dalmışlardı, eminim… Ben onlara bakarken Ahmet’in gözlerinin bende olduğunu fark ettim birden…

Bir yandan kucağındaki Semra’nın saçlarını kavramış dudaklarını öpüyor, bir yandan beni izliyordu. Ne yapıyordu bu adam? Neden bana bakıyordu ki? Hoşuma gitmişti beni izlemesi… Elimin hareketlerini kesmedim, kendimi okşamaya devam ettim. Şimdi Ahmet’in bakışları üzerimdeyken onları izlemek daha çok tahrik etmişti beni…

Yavaşça sabahlığımı sıyırdım omuzlarımdan… Geceliğim meydana çıktı. Yakasını parmak uçlarımla araladım. Çıplak memelerim meydana çıktı. Uçları zevkle dikilmişler, sertleşmişlerdi. Koltukta kaykıldım iyice, uzun bacaklarımı araladım. Gözümü Ahmet’ten ayırmıyordum. O da benden… Yaptıklarımı izliyordu… Bir elimi meme ucuma götürürken, diğerini kasıklarıma, bacak arama götürdüm. İçkinin, seks isteğinin verdiği sıcaklık tüm damarlarımda dolaşıyordu.

Kadınlığımın şiştiğini, kanla dolduğunu hissediyordum. Kendimi okşadım uzun uzun… Külodumun içine soktuğum parmaklarım sularımdan ıslanmıştı. Çıkardım, dudaklarıma götürdüm. Ahmet’e göstere göstere yaladım parmaklarımı, tek tek… Gözleri bana sabitlenmişti. Sanki kucağında yatan Semra’yı değil, beni sikmek üzereydi. Eli kızın külodunun içine dalmıştı. Amını kurcalayıp duruyor, parmaklarını sokuyordu içine… Semra boğuk bir sesle,

“Ohhh…” diye inledi. “Aşkım yapma… Beni delirtiyorsun…”

Onun da eli Ahmet’in önünü okşuyor, parmaklarının arasında ovalıyordu. Fermuarını açıp içeriye dalan parmaklar, içerde oynaşıp duruyor, Ahmet’in inlemesine sebep oluyordu.

Anlaşıldı ki, ben burada oldukça bunlar ilerleyemeyecek, öpüşmekle kalacaklardı. Gözlerim Ahmet’te, yerimden zorlukla doğruldum. Sabahlığı koltukta bırakmıştım. Onu ilk geldiğinde karşıladığım vaziyette, mini şeffaf geceliğimle, yüksek topuklu ev terlikleriyle ayakta durup onlara baktım. Şehvetten buğulanmış bir sesle,

“Çocuklar, siz rahat edemiyorsunuz. Ben en iyisi gidip yatayım, siz de rahat rahat sevişin…” dedim. Semra başını çevirip baygın baygın bana baktı. Onun durumu da iyi değildi.

“İyi olur valla Aylincim… Benim dayanacak halim kalmadı… Ah benim anlayışlı yengecim…”

“Abine söylemek yok tabi bunu yaptığımı… İyi geceler size… Uyuyabilirseniz tabi…” dedim gülmeye çalışarak…

Aslında hiç gülecek halim yoktu. Gözüm Ahmet’in bacak arasında fermuarı açık kotunun önünü şişiren kabarıklıktaydı. Ne vardı bunun içinde? Nasıl bir şey vardı ki Semracık onun hasretiyle yanıp tutuşuyor, yokluğundan karalar bağlıyordu? Mutlaka görmeliydim o şeyi…

Çıkmak için arkamı dönerken Ahmet’e baktım tekrar… Gözleriyle bir şey işaret ediyordu sanki… Salondan çıktım. Daha doğrusu çıkar gibi yaptım. Yatak odasının kapısını sesli bir şekilde kapatıp açtım, içeri girmeden tekrar salonun kapısına çöreklendim.

Tam tahmin ettiğim gibiydi… Semra büyük bir açlıkla koltuğun üzerine yatırdığı sevgilisinin üstüne tırmanmış, koala gibi sarmalamıştı. Ahmet yattığı yerden kendini ona bırakmıştı. Semra erkeğin üstünde doğruldu, geceliğini telaşla çıkarıp fırlattı. İçinde sütyen olmadığından bir anda sadece külotla kalıvermişti. Memeleri 22 yaşının verdiği dirilikle dimdik karşıyı gösteriyordu.

Ellerini Ahmet’in göğsüne dayayıp, külotlu kadınlığını kotun önündeki kabarıklığa sürtmeye başladı. Çılgın gibi sürtünüyordu. Telaşlı hareketlerle kalktı, külodunu da çıkardı. Ayakta çırılçıplak duruyordu. Loş ışıkta genç bedeni harika görünüyordu. Eğildi, Ahmet’in üstündeki gömleği çıkardı. Pantolonun kemerini açıp titreyen parmaklarla pantolonu içindeki baksırla beraber sıyırdı yavaş yavaş…

Gözlerimi dört açmış bekliyordum. Fazla beklemedim. Semra’nın yana yakıla anlatıp durduğu haşmetli sik dimdik ortaya çıkmıştı. Upuzun görünüyordu gözüme… Kocamın ufaklıktan sonra gözüme canavar gibi görünmüştü Ahmet’in koca siki…

Offf… Amım sulanıyordu yine… Parmaklarımı daldırıp manzarayı seyretmeye devam ettim. Semra çırılçıplak soyduğu erkeğinin üstüne çıktı yine… Havaya dikili duran sikin üstüne çöktü yavaş yavaş… Adamın dev gövdesi, koca siki üzerinde öyle narin, minicik görünüyordu ki… O koca erkekliği alıp alamayacağını merak ettim bir an… Sonra alabiliyor ki sevişip duruyorlar dedim kendi kendime…

Semra eğildi, sikin kafasını tutup amına dayadı. Yavaş yavaş inmeye başladı. Dudaklarını ısırıyordu. Ahmet aşağıdan belini tuttu, o da bastırarak yardımcı olmaya çalışıyordu. Yavaş yavaş indirdiği kalçaları sikin dibine vardığında derin bir

”Ohhh…” çekti Semra… Durdu, fısıltıyla, ”Yavaş aşkım… Bekle biraz… Alışsın…” dedi.

Ahmet’in umursadığı yoktu. Ellerini başının altında kenetlemiş, sevgilisinin yaptıklarını izliyordu. Semra’nın gözleri kapalı, içindeki sikin büyüklüğünü hazmetmeye çalışıyor, yavaş yavaş kalçalarını oynatıyordu. Ahmet başını yana çevirdi, sanki benim orada olduğumu biliyordu.

Kapının arkasından çıkıp kendimi gösterdim ona… Gözlerimiz birleşti. Ben de gözlerimi ayırmadan altımdaki ıslak külodu indirdim, bacaklarımdan sıyırıp çıkardım. Geceliğimi çıkarsam mı diye düşündüm, vazgeçtim. Eteğini kaldırıp belime kadar sıvadım. Diğer elimi amıma götürüp avuçladım. Ohhhh… Önümde canlı porno oynuyor, ben de kendimi tatmin ediyordum.

Semra oturup kalkmaya başladı sikin üstünde… Zorlukla yapıyordu bunu.. Ahmet’in koca siki daracık amcığını yara yara içine giriyor, kayboluyor, sonra tekrar yavaş yavaş meydana çıkıyordu. Bir kaç kere tekrarladıktan sonra kasılmaya başladı. Anlaşılan çok özlemişti sikilmeyi…

Hemen orgazm oluvermişti. Kasılmaları bitene kadar zıpladı Ahmet’in sikinin üstünde… Amından akan sular girişi rahatlatmıştı herhalde… Daha kolay inip kalkıyordu şimdi…

Nefes nefese kalmıştı… Durdu, kalkıp siki içinden çıkardı. Koltuğa serilip kaldı… Ahmet biraz dinlenmesine izin verdi. Sonra kalkıp Semra’nın bacaklarını ayırdı, arasına girdi. Semra ses çıkarmadan onu izliyordu. Başına geleceklere itiraz etme hakkı yoktu sanırım…

Ahmet uzun sikini belinden tutup Semra’nın ıslak am dudaklarına, klitorisine sikinin boylu boyunca sürttü bir süre… Islanan sikinin başı ışıkta pırıl pırıl parlıyordu. Ohhh… Harika görünüyordu.

O klitorisine sert aleti sürttükçe Semra inim inim inliyordu. Kaygan sik delirtiyordu onu… Dudaklarını ısırıyordu zevkten… Sonra bir anda tutup önünde sabırsızlıkla bekleyen istekli amcığın içine batırıverdi aletini… Semra kıvrandı,

“Ahhh…Yavaşş aşkım…” dedi acıyla…

“Sus orospu… İstediğin bu değil miydi? İşte veriyorum istediğini sana… Sesini çıkarma… Seni evire çevire sikicem bu gece…”

Gidip gelmeye başladı hoyratça… Semra artık çekinmeyi bırakmış, içine girip çıkan yarağın verdiği zevk ve acıyla inliyordu. Yine kasıldı, orgazm oldu. Ahmet içine girip çıktıkça içinden sular fışkırıyordu sanki… Durmuyordu adam… Boşalmaya niyeti yok gibiydi… Sürekli bacaklarının arasında gidip geliyordu. Semra’nın bir bacağını kaldırdı, boynuna dayadı. İkiye ayrılan bacakların arasına istediği gibi yerleşip pompalamaya devam etti. Semra’nın inlemekten sesi kısılmıştı artık…

Ahmet bu kez belinden tutup ayağa kalktı. Semra’nın minyon gövdesi sikinin üstünde asılı gibi duruyordu. Kalçalarından tutup ayakta hoplatmaya başladı. Semra düşmemek için boynuna sımsıkı sarılmış, içine yarak girip çıktıkça inliyordu.

“Aahhh… Yeter… Yeter artık… Acı bana… Dayanamıyorum…”

Ben elim amımda bu inanılmaz sahneyi izliyordum. Ahmet ayakta görümcemi hoplata hoplata sikiyor, yüzü kapıya dönük vaziyette, gözlerini benden ayırmıyordu. Ben de ona göstere göstere amımı okşuyor, parmaklarımı içime sokuyordum.

Bu kez döndü, Semra’yı sikinden indirip koltuğun üstüne bıraktı yavaşça… Semra bir oh çekmişti. Baygın vaziyetteydi… Ama Ahmet dinlenmesine izin vermedi. Belinden tutup çevirdi, sert hareketlerle kızı dizlerinin üzerinde domalttı. Islak sikinin başını göt deliğine sürtmeye başladı. Semra çırpınıyordu artık,

“Lütfen aşkım… Yalvarıyorum… Dayanamam artık… Ölmek üzereyim… Yeter… Yeter…”

“Artık istemiyor musun beni tatlım?” diye sordu Ahmet… “Seni sikmemi istemiyor musun? Az önce amıma geçir diye yalvarıyordun… Şimdi sikme diyorsun…”

“İçim çok acıyor aşkım… Hiç olmazsa ara verelim… Lütfen…”

“İstersen içerde Aylin var… Çağıralım mı onu? Sana yardım etsin ister misin? Ne dersin?” Bunu söylerken bana bakıyordu yine…

“Gelmez ki… Sana anlattım… Abim doyuramıyor onu… Senin onda biri kadar sikse yeter ona… Ama gelmez…” Ahmet bana baktı,

“Ya gelirse? Ya onun da canı isterse?”

“Ohhh… Ne istersen yap hayatım… Yeter ki biraz dinleneyim ben… Öldürdün beni… Onu da sik… Biraz mutlu olsun yengem de… O da tadına baksın senin güzel sikinin… Bayram yapsın o da… Ama gelmez…”

Gözümün içine baktı Ahmet… Şehvet vaat eden deli bakışları beni çağırıyordu. Elimi apış aramdan çekip sarsak adımlarla salona girdim. Hipnotize olmuş gibiydim. Gözlerimi Ahmet’in güzel maviş gözlerinden alamıyordum bir türlü… Yaklaştım.

Semra domalmış vaziyette, arkadan amına giren koca yarakla baş etmeye çalışıyordu. Ahmet’in kalçaları ileri geri gidiyor, yavaş hareketlerle sikmeye devam ediyordu. Elimi uzatıp onun gergin, kaslı kalçalarına değdirdim. Ateş gibi yanıyordu. Okşadım.
Ahmet bir eliyle geceliğimin eteğini tutup kaldırdı. Çıkarmamı istiyordu sanırım… Ben de tutup çıkardım geceliği… Şimdi ben de onlar gibi çırılçıplaktım. Arkadan yanaştım, Ahmet’in vücuduna sarıldım. Ahmet Semra’nın kalçalarıyla benim aramda kalmıştı şimdi…
Öne gittikçe Semra’nın amına giriyor, kalçalarına kasıkları çarpıyor, amından çıkarıp geri gelince benim kasıklarıma çarpıyordu. Ahmet başını çevirip dudaklarını uzattı. Ben de parmak uçlarımda yükselip öptüm dudaklarını… Dilimi gezdirdim… Uzun uzun öpüştük… Dili dilimi okşuyor, delirtiyordu beni… Uzun sarı saçlarını okşadım öpüşürken…
Sonra öpüşmeyi bıraktı. Semra’ya dönüp belinden kavradı. Kızı sikini hiç çıkarmadan belinden tutup kaldırdı, koltuğa oturdu, arkasına yaslandı. Semra kucağında, sırtı dönük bir şekilde sikinin üstünde oturuyordu.
İşte o anda gördü beni… Gözleri şaşkınlıkla açıldı… Ben de onlar gibi çırılçıplak, aynı odanın içindeydik. Gülümsedim. O da bana gülümsedi. Gözlerimizle aramızda anlaşmıştık… Bu güzel siki, sikin sahibini aramızda paylaşacaktık. Onun yükünü hafifletecektim ben…
Semra’nın lezbiyen ilişkiler konusunda söyledikleri geldi aklıma… Önlerinde diz çöktüm. Ahmet’in akan zevk sularıyla parlayan siki bir görünüp bir kayboluyordu gözümün önünde, damarlarını yakından görebiliyordum.
Semra bir yandan inip kalkıyor, bir yandan gözünü benden ayırmadan merakla ne yapacağıma bakıyordu. Elimi uzattım, durmaksızın hareket halindeki tüysüz amına parmaklarımı değdirdim. Durakladı. Bekliyordu. Kabarmış, parmak gibi sertleşmiş klitorisini okşadım. Zıpkın yemiş gibi irkildi zevkten,
“Ohhh…. Çok güzel…” diye inledi.
Arkasını bekliyordu şimdi… Bir süre okşadım klitorisini, sonra eğildim, dilimin ucunu tam o sertleşmiş klitorisine değdirdim. İnlemeler devam ediyordu. İçindeki koca yarağın verdiği zevk, klitorisinden yayılan zevkle birleşiyor, inlettiriyordu kızı… İlk defa yapıyordum bunu, ilk lezbiyen ilişkimi yaşamak üzereydim. Bir hemcinsimin organını ellemek, ona zevk vermek, dilimin ucunda sıvılarının tadını almak içimi bir hoş yapmıştı.
İkisi de hareket etmeyi bırakmıştı. Ahmet kucağında minicik kalan Semra’nın omuzundan bakıyordu yaptıklarıma… Dilimi boylu boyunca gezdirdim Semra’nın amında… Altta Ahmet’in sikine geldim, uzun sikin yarısı dışarıda kalmıştı. Dilimle gezintiye devam ettim. Aşağıya indim, yumruk gibi aşağı sarkan torbalarında gezdirdim dilimin ucunu…

Sonra aynı şekilde, aynı yolu izleyerek yukarıya çıktım. Torbaları, damarlı siki, Semra’nın şişmiş am dudaklarını, klitorisini yaladım. Hangisini yalasam ondan bir “Ahhh” inlemesi duyuyordum. Elimi apış arama götürdüm, bir yandan yalıyor, bir yandan kendimi parmaklıyordum. Sonra dudaklarımı klitorise gömdüm iyice… Emmeye başladım. Somura somura emiyordum. Semra feryat etmeye başlamıştı…

“Offf… Aylin… Ne yapıyorsun bana… Çok güzel… Yala… Yala…” diye inliyor, Ahmet’in kucağında, sikinin üstünde kıvranıyordu. Ahmet de bir eliyle saçlarından kavramış, dudaklarını emiyor, diğer eliyle memesinin birini avuçlamış eziyordu.

Her zevk noktasından kuşatılan Semra daha fazla dayanamadı. Yine kasılmaya, orgazm olmaya başladı. Dakikalarca yılan gibi kıvrandı. Sonunda bitti… Hareketsiz kaldı. Ahmet kaldırıp yan tarafa yatırdı kızı… Baygın gibi yatıyordu. Parmağını kıpırdatamıyordu, bitmişti.
Ahmet bitmemişti ama… Kızı defalarca boşaltmasına rağmen kendisi hala boşalmamıştı. Bana dönerek o sikici erkek sesiyle,
”Ne dersin? Sen de ister misin bunu?” diye sordu.
Eliyle Semra’nın içinden çıkan ıslak sikini kavramış, bana gösteriyordu.Yutkunup kaldım, bir şey diyemedim. Gözlerim elindeki harika şeye kilitlenmişti. Öyle güzel görünüyordu ki… Yumruk gibi başı vardı. Gövdesinin her tarafında damarları kabarmış, altında koca torbalarla abide gibiydi. Dizlerimin üstünde donup kalmıştım.
Semra yanımızda bizi izliyordu. Eli amındaydı. Yorgun sesiyle lafa karıştı,

“İster tabi aşkım… İstemez olur mu? Hele tadını bir alsın, her zaman ister…” Ahmet güldü bunu duyunca… Sonra bana,
“Dokunmak ister misin? Çekinme… Elini uzat…”

Dediğini yaptım. Rüyadaymış gibi elimi uzattım. Dokundum. Parmaklarımın ucunda kıvılcım çaktı sanki… Geri çektim elimi… Sonra yine uzattım. Gülümseyerek beni izliyordu. Bu kez parmaklarımla gövdesini tuttum, ince narin parmaklarımın arasında bileğim kalınlığında duran aleti hayranlıkla seyrettim.

“Okşasana biraz… İçerden çıktı, kendini öksüz hissediyor zavallı…” Okşadım. Parmaklarımı o kadifemsi sertliğin üzerinde gezdirdim. Heyecandan dudaklarımın kuruduğunu hissediyordum. Dilimin ucuyla yaladım dudaklarımı…

”Ohhh… O dilini gösterme bana… Deli ediyorsun beni… Güzelliğin, seksiliğin deli ediyor…” diyerek eğildi, hırsla saçımdan tutarak kendine çekti, dudaklarıma yapıştı. Somurmaya başladı. Dilini ağzımın içine kaydırmış, dudakları dudaklarımı ezerken, dili de dilimi okşuyordu içeride… Öyle güzel öpüyordu ki… Başım dönüyordu. Dakikalarca öpüştük.

Sonra hırsla dudaklarını kopardı benden… Şaşkın şaşkın bakıyordum. Aynı hırsla başımı tuttu, kucağına eğdi, kendini geriye attı… Anlamıştım ne istediğim… Burnumun ucunda duruyordu güzel siki… Başını öptüm önce… Dudaklarımı gezdirdim şapkasının kenarlarında… Elimle tutmuştum, elimin içinde damarlarındaki kanın akışını hissediyordum sanki…

“Güzell… Şimdi de biraz yalar mısın lütfen…?” dedi boğuklaşan sesiyle…

One comment

  1. Slm ben anadolu yakasindan murat benimle gizlilik icinde reel gorusup kalin damarli 22 cm aletimin tadina bakmak isteyen benim gibi seksi seven doyumsuz bayanlar amını göt deliğini sömürene kadar yalatmak isteyenler SANCAKTEPE SULTANBEYLİ KARTAL PENDİK KARTAL UMRANİYE EVLİ DUL BEKAR arayin size yaşayamadiginiz seksi yaşatayim guven konusunda hiç supheniz olmasin herturlu guveni veririm size lutfen eşcinseller ve gaylar uzakdursun yalnizca bayanlar arasin pisman olmazsiniz 05325695766

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir